Vefat etmiş olanlarla mahsus ilâhiler
Mübâreksin, ya Rab, bana buyruklarını öğret.
Azizlerin zümresi hayâtın pınarını ve Cennet’in kapısını
buldu, ben de tövbe vâsıtasıyla keşke yolu bulsam.
Ey Kurtarıcı, kaybolan koyun benim, beni tekrar dâvet
et ve kurtar.
Mübâreksin, ya Rab, bana buyruklarını öğret.
Hatâların izlerini taşıyor da olsam, senin tâbir olunamaz
izzetinin sûretiyim. Yarattığına acı, ey Efendi, merhametinle
temizle ve beni yine Cennet’in vatandaşı yaparak
arzulanan memlekete kavuştur.
Mübâreksin, ya Rab, bana buyruklarını öğret.
Eskiden beni yoktan var eden ve kendi ilâhî sûretinle
şereflendiren, emrine itâatsizlikten de beni yine hâsıl
olduğum toprağa geri döndüren sen, eski güzelliğe nâil
olmam için beni benzeyişine geri getir.
Mübâreksin, ya Rab, bana buyruklarını öğret.
Kuluna rahatlık ver ey Allah, ve onu Azizlerin zümreleri
ile sâdıkların parlak yıldızlar gibi parlayacağı Cennet’e
yerleştir. Ya Rab, bütün günahlarını görmezlikten gelerek
uyumuş olan kuluna rahatlık ver.
Mübâreksin, ya Rab, bana buyruklarını öğret.
Allah’ın Kuzusu’nu vâzedenler ve (O’nun yolunda)
kuzu gibi kesilenler, ölümsüz ve ebedî hayâta geçen Azizler,
siz şehitler, bizim günahlarımızı bağışlaması için O’na
devamlı niyaz edin.
Mübâreksin, ya Rab, bana buyruklarını öğret.
Ömürlerinde dar ve çetin yolu yürüyen herkes, Haç’ı
üzerlerine boyunduruk olarak alanlar ve beni îtikatla tâkip
edenler, gelin sizin için hazırladığım mükâfatlara ve
semâvî taçlara nâil olun.
Peder’e ve Oğul’a ve Mukaddes Ruh’a hamdolsun.
(Mukaddes Üçleme’ye Mahsus)
Üç nurlu bir Ulûhiyete takvâyla ilâhîler okuyalım ve
“Azizsin ezelî olan Peder, seninle birlikte ezelî olan Oğul
ve ilâhî Ruh, sana îmanla ibâdet eden bizi nurlandır ve
ebedî ateşten kurtar” diye haykıralım.
Şimdi ve dâima ve ebetler ebedince. Âmin.
(Vâlidetullahnâme)
Selâm sana vakur kız, herkesin kurtuluşu için Allah’ı
bedende (insan olarak) doğurmuş olan, senin sâyende insanların
soyu kurtuluşu buldu, senin vâsıtanla Cennet’e
keşke nâil olsak, ey pak, mübârek Allahdoğuran.
Alliluia, Alliluia, Alliluia. Hamdolsun sana Allah. (3 defa)
Ey Mesih, kulunun canını Αzizlerle berâber rahatlat,
orada ağrı, tasa, inilti yoktur, ancak nihâyetsiz hayat vardır.
Κeşiş İoannis Damaskinos’un İlâhîleri
- Makamda.
Ömrün hangi safâsı tasasız kalır? Yeryüzünde değişmeyen
hangi izzet kalır? Her şey gölgeden daha zayıf, her
şey rüyâlardan daha aldatıcıdır. Bir an ve bütün bunların
ardından ölüm gelir. Fakat, ey Mesih, insansever olduğun
için, yüzünün nuruyla ve güzelliğinin tatlılığıyla bu seçtiğin
kulunu rahatlat.
- Makamda.
Her insan çiçek gibi solar, rüyâ gibi gelip geçer ve
bozulup dağılır. Ancak borazanın tekrar çalınmasında,
depremdeymiş gibi, bütün ölüler seni karşılamak üzere dirilecekler,
ey Mesih Allah. O zaman, ey Efendi, bizden intikal
ettirmiş olduğun kişiyi, senin kulunun ruhunu, Azizlerinin
çadırlarında (meskenlerinde) yerleştir, ey Mesih.
- Makamda.
Ölümden sonra bâkî kalmayan beşeriyetin bütünü bâtıldır.
Zenginlik bâkî kalmaz, izzet refâkat etmez, çünkü
ölüm geldiğinde bütün bunlar kaybolurlar. Bu sebepten,
ölümsüz Kral Mesih’e seslenelim, “Bizden intikal etmiş
olanı bütün ferahlıların mekânında rahatlat”.
- Makamda.
Gerçekten ölümün sırrı çok korkunçtur. Nasıl can bedenden
ve bu âhenkten zorla ayrılır ve bu birleşmenin pek
tabiî olan bağı ilâhî irâdeyle kesilir? Bunun için sana,
hayat veren insansevere yalvarıyoruz, intikal edeni sâdıklarının
çadırlarında (meskenlerinde) rahatlat.
Aynı makamda, başka ilâhî.
Nerede kaldı dünyanın zevk u safâsı? Nerededir fânîlerin
gösterişi? Nerede kaldı altın ve gümüş? Nerededir
hizmetkârların kalabalığı ve gürültüsü? Hepsi toz, hepsi
kül, hepsi gölgedir. Ancak gelin ölümsüz Kral’a seslenelim
“Ya Rab, bizden intikal etmiş olanı tükenmez mutlulukta
rahatlatarak ebedî iyiliklerine nâil eyle”.
- Yan Makamda.
Peygamber’in sözlerini hatırladım, “Ben toprak ve külüm”.
Mezarlarda tekrar düşündüm ve çıplak kemikleri
görünce şöyle dedim, “Acaba kimdir kral ya da asker, zengin
ya da fakir, sâdık ya da günahkâr?” Ancak ya Rab, insansever
olduğun için, kulunu sâdıklarla birlikte rahatlat.
- Yan Makamda.
Senin yaratıcı emrin benim varlığımın başlangıcı oldu,
çünkü görünmeyen ve görünen tabiattan beni ömürlü hâsıl
etmek istemekle bedenimi topraktan yarattın ve ilâhî ve
hayat veren nefesinle bana can verdin. Bu yüzden, ey
Mesih, kulunu dirilerin diyârında ve sâdıkların çadırlarında
(meskenlerinde) rahatlat.
Ağır Makamda.
Ey hayat veren Kurtarıcımız, fânîlerden intikal ettirmiş
olduğun ve “sana hamdolsun” diye seslenen kardeşimizi
rahatlat.
- Yan Makamda.
Ölümü düşündüğümde ve mezarlarda yatan, Allah’ın
sûretinde yaratılmış güzelliğimizi çirkin, izzetsiz ve şekilsiz
gördüğümde ağlar, feryat figan ederim. Ne anlaşılmaz
hikmet! Νedir bu bizimle alâkalı olan sır? Çürümeye nasıl
teslim olduk ve ölüme nasıl koşulduk? Hakîkaten, (Kitâb-ı
Mukaddes’te) yazıldığına göre, bu Allah’ın emridir, O ki
intikal etmiş olanlara rahatlığı verir.
Peder’e ve Oğul’a ve Mukaddes Ruh’a hamdolsun.
Senin ölümün, ya Rab, ölümsüzlüğe sebep oldu, çünkü
(sen) mezara konulmasaydın Cennet açılmayacaktı. Bu yüzden,
insansever olduğun için, intikal etmiş olanı rahatlat.
Şimdi ve dâima ve ebetler ebedince. Âmin.
Ey pak Bâkire, Kelâm’ın kapısı ve Allah’ımızın Vâlidesi,
(vefat etmiş olanın) canının merhamet bulması için
ricâ et.