Erdemlerin kazanıldığı güreş alanı
Kardeşlerim, Kutsal ve Büyük Oruç’un eşiğinde dururken, Elçi Pavlus’un Hristiyanları, Mesih’in Günü’nün gelişini beklerken, günahın işlerini bir kenara bırakmaya ve ışığın silahlarını kuşanmaya çağırdığını duyduk. Rab’bin İkinci Gelişinin günü ve saati bilinmediğinden, her birimiz için O’nunla karşılaşma anı, biyolojik ölümümüzün gerçekleştiği andır. Ulusların Elçisi, bu kesin gerçeği göz önünde bulundurarak, bizi günahkâr yaşam tarzını terk etmeye ve erdem yolunu seçmeye çağırmaktadır.
Paskalya Oruçu
Bu, “Erdemlerin kazanıldığı güreş alanı”na girmeden hemen önce Kilisemizin bize gönderdiği mesajdır. Büyük Paskalya Orucu, içsel bir karaktere sahip bir yolculuktur. Burada kendimizi tanımaya çağrılırız ki, Çile ve Haç’ın ateşinden geçtikten sonra, ölülerden dirilmiş olan Tanrımızla karşılaşabilelim. Hristiyan’ın tüm yaşam yolculuğunu simgeleyen bu süreçte, tutkularımızı terk etmeli, zayıflıklarımızla mücadele etmeli ve günahkâr benliğimizle yüzleşmeliyiz. Bunu, bugün Elçi Pavlus’un bahsettiği, Kilisemizin bize sunduğu ruhsal imkânları kullanarak başaracağız. İşte bunlar erdemlerdir.
Ruhsal egzersizler
Erdemler – önümüzdeki dönemde mücadele etmeye çağrıldığımız manevi alıştırmalar – oruç, dua, tevazu, sadaka, sevgi ve tövbedir. Bütün bu manevi unsurlar, ruhsal mücadelemizin temelini oluşturup, ruhsal olgunluğumuza ve nihai olarak Tanrı ile birliğimize katkıda bulunur. Ancak, erdemler insan başarısı olarak sunulup Tanrı’nın lütfundan koparıldığında, amaçlananın tam tersi sonuçlara yol açar. Çünkü bunlar egomuzu yüceltebilir ve bizi manevi olarak kendimize yeterli olduğumuza inandırabilir. Bu sonuca varan kişi, tam da o anda içinde inşa ettiği her şeyi yok eder.
Erdemler edinmek için verilen mücadelenin etkili olabilmesi için, insan onayını arayan dışsal özelliklerden arındırılması ve varlığımızın içsel alanına hapsedilmesi gerekir. Abba Yeşeya şöyle der: “Erdem için mücadele eden ancak iyi işlerinin insanlar tarafından fark edilmemesi için kendini gizlemeye özen göstermeyen kişi, kapı ve pencereleri sökülmüş bir eve benzer. Bundan dolayı da her türlü sürüngen kolayca içine girebilir.”
Erdemlerin içsel boyutunu, Suriyeli Aziz İshak da şöyle vurgular: “Erdem, beden aracılığıyla gerçekleştirilen birçok ve çeşitli eylemlerin sergilenmesi değil, Tanrı’ya olan umutla desteklenen en bilge yüreğin içeriğidir. Bu yürek, doğru niyet aracılığıyla Tanrı’nın iradesine uygun olarak yapılan işlerle bağlantılıdır.”
Kutsal Ruh’un edinilmesi
Birçok Hristiyan kardeşimiz, özellikle Paskalya Orucu gibi dönemlerde, dindarlıklarının dışsal biçimlerini – yani erdemlerini – sergileme ayartılmasına sıkça yenik düşerler. Sadece erdemlerin elde edilmesinin, ruhun kurtuluşunu ve Tanrı ile birleşmeyi garanti edebileceği yanılgısına kapılırlar. Hiçbir zaman anlamamışlardır ki, erdemler Tanrı tarafından verilen araçlardır ve yalnızca Tanrısal aydınlanma, ilham ve lütufların meyvesi olarak, alçakgönüllü ve gizlice çalışmayı öğrenmiş kalplere verilen bu armağanlar aracılığıyla aktif ve faydalı hale gelirler.
Bu nedenle, her zaman Aziz Serafim Sarovski’nin söylediğini aklımızda tutalım: “Erdemler hayatın amacı değildir, ancak Kutsal Ruh’un kazanılmasıdır.” Bu düşünce varlığımızı kapladığında, erdemler doğal bir sonuç olacak, Tanrı’nın ruhsal mücadelemize vereceği ödül olacaktır. Âmin!
Arhimandrit E. Oik. Foni Kiriou (Rab’bin Sesi) 9 no’lu broşürden alıntılanarak tercüme edilmiştir 2 Mart Pazar 2025